Orhan Neden Öldü? Bir Kayseri Akşamında İçimde Kalan Sorular
Merhaba Imder ziyaretçileri! Günümüzün konusu: “Orhan neden öldü”. Hazırsanız başlayalım!
Kayseri’de yaşadığım o soğuk akşamı hâlâ unutamıyorum. Penceremin önünde oturmuş, elimde her zamanki gibi eski kapaklı günlüğüm vardı. Yirmi beş yaşındayım ve yıllardır hissettiklerimi yazmadan rahat edemiyorum. Bazen mutluluğumu, bazen kırgınlıklarımı, bazen de kimseye anlatamadığım korkularımı birkaç sayfaya sığdırıyorum. Ama o gece yazdıklarım diğerlerinden çok farklıydı. Çünkü hayatımda iz bırakan bir insanın ardından kendime sürekli aynı soruyu soruyordum:
Orhan neden öldü?
Bu soru sadece bir ölümün sebebini öğrenme isteği değildi. Bu soru, yarım kalan konuşmaların, söylenemeyen sözlerin ve içimde büyüyen pişmanlığın adıydı.
Orhan benim çocukluk arkadaşımdı. Aynı mahallede büyüdük, aynı sokaklarda koştuk, aynı hayallerin peşinden gittik. Onunla ilgili aklıma gelen ilk şey hep gülüşü olurdu. Öyle içten gülerdi ki, insan kendi derdini birkaç dakikalığına unuturdu.
Fakat zaman geçtikçe herkesin hayatı farklı yönlere savruluyor. Kimi büyük hayaller kuruyor, kimi hayatta kalmaya çalışıyor. Orhan da sessizce kendi mücadelesini veriyormuş. Ben bunu çok geç fark ettim.
Eski Bir Bankta Başlayan Son Konuşmamız
O gün Kayseri’de hava her zamankinden daha ağırdı. Erciyes’in üzerinden gelen soğuk rüzgâr sokaklarda dolaşıyor, insanlar hızlı adımlarla evlerine yetişmeye çalışıyordu. Ben ise Orhan’la buluşacağımız eski parka doğru yürüyordum.
Orhan bana birkaç gün önce mesaj atmıştı.
“Konuşmamız lazım.”
Bu dört kelime bile içimde garip bir heyecan oluşturmuştu. Uzun zamandır görüşmemiştik. Açıkçası onu özlemiştim ama bunu kendime bile itiraf etmekte zorlanıyordum. Hayat telaşı, iş güç derken sevdiğimiz insanlardan uzaklaşabiliyoruz.
Onu bankta otururken gördüğümde yüzündeki yorgunluğu fark ettim. Her zamanki Orhan değildi. Gözlerinde eski neşe yoktu.
Yanına oturdum.
“İyi misin?” diye sordum.
Bana baktı ve hafifçe gülümsedi.
“İyiyim ya, herkesin söylediği gibi iyiyim.”
O an içimde bir şeylerin ters gittiğini hissettim. Çünkü bazı insanlar gerçekten iyi oldukları için değil, karşısındaki kişiyi üzmemek için “iyiyim” der.
Orhan’ın İçinde Sakladığı Sessizlik
O gün uzun uzun konuştuk. Bana hayatının son dönemlerinde yaşadığı zorluklardan bahsetti. İnsanların onu güçlü gördüğünü ama kimsenin içinde kopan fırtınaları fark etmediğini söyledi.
Bunu duyduğumda çok üzüldüm. Hatta kendime kızdım. Çünkü yıllardır arkadaşım olan bir insanın ne kadar zorlandığını anlamamıştım.
Bazen insan en yakınımızda duran kişinin bile sessiz çığlıklarını duyamıyor.
Orhan bana geçmişten bahsetti. Çocukken kurduğu hayallerden, yapmak istediği şeylerden, ailesi için taşıdığı sorumluluklardan söz etti. Her cümlesinde biraz umut, biraz yorgunluk vardı.
Ben o gün ona sarılmak istedim ama nedense yapamadım. İçimde anlamsız bir çekingenlik vardı.
Şimdi dönüp baktığımda en çok buna üzülüyorum.
Keşke daha fazla sorsaydım.
Keşke “Gerçekten nasılsın?” sorusunu bir kez daha sorsaydım.
Keşke onun yanında olduğumu daha açık gösterebilseydim.
Bir Telefonla Değişen Hayatım
Aradan birkaç hafta geçti. Sıradan bir gün gibi başlayan sabah, hayatımın en ağır günlerinden birine dönüştü.
Telefonum çaldığında ekranda ortak bir arkadaşımızın ismini gördüm. Açtığımda sesindeki titremeyi hemen fark ettim.
“Orhan’ı duydun mu?”
O an kalbim hızla çarpmaya başladı.
Bazı haberleri insan daha duymadan hisseder. İçimde büyük bir korku oluştu.
“Ne oldu Orhan’a?”
Kısa bir sessizlik oldu.
O sessizlik bana her şeyi anlattı.
Orhan artık yoktu.
O an ne düşündüğümü tam olarak hatırlamıyorum. Sanki zaman durmuştu. Odanın içindeki eşyalar aynıydı, dışarıdaki insanlar hayatlarına devam ediyordu ama benim içimde büyük bir boşluk açılmıştı.
Günlüğümü açtım ve sadece şu cümleyi yazabildim:
“Bugün Orhan öldü. Ama bende bıraktığı sorular hâlâ yaşıyor.”
Orhan Neden Öldü? Cevabı Ararken
Orhan neden öldü?
Bu sorunun cevabını herkes farklı şekilde aradı. Kimi tek bir sebebe bağladı, kimi farklı ihtimaller konuştu. Ancak ben zaman geçtikçe şunu anladım: Bazı insanların hayat hikâyeleri tek bir cümleyle açıklanamaz.
Bir insanı yalnızca son anıyla değerlendirmek büyük bir haksızlık olur.
Orhan sadece öldüğü gün yaşadığı şeylerden ibaret değildi.
O, çocukken mahallede bisiklet süren çocuktu.
O, arkadaşının üzgün olduğunu fark edip sessizce yanında duran kişiydi.
O, ailesini mutlu etmek için kendi hayallerinden vazgeçen gençti.
O, kahkahasıyla çevresindekilere iyi gelen insandı.
Onun hikâyesi bir ölüm hikâyesinden çok daha fazlasıydı.
Benim için Orhan’ın ölümü, insanlara daha dikkatli bakmayı öğreten acı bir ders oldu.
Çünkü bazen bir insan “Ben iyiyim” derken aslında sadece anlaşılmayı bekliyor olabilir.
Geriye Kalan Küçük Anılar
Orhan gittikten sonra en çok küçük şeyleri hatırladım.
Birlikte içtiğimiz çayları…
Gece yarısı yaptığımız uzun sohbetleri…
Gelecek hakkında kurduğumuz hayalleri…
Bir keresinde bana şöyle demişti:
“İnsan geride güzel şeyler bırakmalı.”
O zaman bu sözün anlamını tam kavrayamamıştım. Şimdi ise her gün daha iyi anlıyorum.
Bir insanın ardından kalan en değerli şey, onun insanlarda bıraktığı histir.
Orhan bana bunu bıraktı.
Onu düşündüğümde sadece üzüntü hissetmiyorum. Evet, hâlâ içim acıyor. Hâlâ bazı geceler günlüğümü açıp onunla ilgili birkaç satır yazıyorum. Hâlâ “Keşke” kelimesini çok kullanıyorum.
Ama aynı zamanda minnet de hissediyorum.
Çünkü hayatıma dokunan bir insanı tanıdım.
Kayseri’de Bir Akşam ve Değişen Ben
Orhan’ın ölümünden sonra ben de değiştim.
Eskiden insanlara “Nasılsın?” diye sorar ve cevabı beklemeden konuşmaya devam ederdim.
Şimdi gerçekten dinliyorum.
Bir arkadaşım sessizleştiğinde fark etmeye çalışıyorum.
Birinin yüzünde küçük bir yorgunluk gördüğümde görmezden gelmiyorum.
Çünkü Orhan bana çok önemli bir şey öğretti: İnsanların içinde taşıdığı yükleri her zaman göremeyebiliriz.
Bazen sadece yanında olmak bile büyük bir anlam taşır.
O günden sonra günlüğümde daha fazla insan hikâyesi var. Çünkü herkesin görünmeyen bir mücadelesi olduğuna inanıyorum.
Orhan’ın Ardından Kalan Umut
Her ne kadar onun ölümü bana büyük bir acı yaşatsa da, geriye sadece karanlık kalmadı.
Orhan’ın hayatından öğrendiğim şeylerle daha anlayışlı biri olmaya çalışıyorum. Onun hatırasını yaşatmanın en güzel yolunun üzülüp kalmak değil, onun değer verdiği şeyleri devam ettirmek olduğunu düşünüyorum.
Bir dostun kıymetini zamanında bilmek…
Sevdiğimiz insanlara sevgimizi göstermek…
Kırıldığımızda konuşmak…
Yanımızdaki insanların gerçekten nasıl olduğunu sormak…
Bunlar küçük gibi görünen ama hayatı değiştiren şeyler.
Bazen bir insanın neden öldüğünü anlamaya çalışırken, aslında nasıl yaşadığını anlamaya başlarız.
Ben Orhan’ın neden öldüğünü düşünürken, onun nasıl güzel bir insan olduğunu hatırladım.
Son Sayfaya Yazdığım Cümle
Bugün yine günlüğümü açtım. Orhan’ın ölümünün üzerinden zaman geçti ama bazı insanlar takvimlerden silinmiyor.
Sayfanın en altına şu cümleyi yazdım:
“Bazı insanlar hayatımızdan gider ama bize bıraktıkları duygular sonsuza kadar kalır.”
Orhan artık benimle aynı sokaklarda yürümüyor. Aynı bankta oturmuyoruz. Bir çay içerken geçmişten konuşmuyoruz.
Ama onun bana öğrettikleri hâlâ benimle.
Ve belki de bu yüzden, “Orhan neden öldü?” sorusunun içinde sadece bir kayıp yok.
O sorunun içinde bir insanın değeri, bir dostluğun anlamı ve geride kalanların taşıdığı sevgi var.
Bazı cevaplar hiçbir zaman tamamen bulunmaz.
Ama bazı insanlar, cevaplardan daha güçlü izler bırakır.
Orhan da benim hayatımda böyle bir iz bıraktı.
Sizin İçin Seçtik: Onuachu kaç milyon Euro ?