Eskihisar Topçular Feribotu ve Bir Yaz Gününün Hikâyesi
Geçen yaz, Kayseri’nin sıkıcı sokaklarından bir anda kendimi İstanbul’un deniz kokulu atmosferine doğru yola çıkarken buldum. Bazen insan, yaşamını sıradanlığın içinde kaybedip, bir anlık bir kaçışa ihtiyaç duyar. Beni de bu defa kaçış, Eskihisar Topçular feribotunun o huzur veren güvertesinde bekliyordu. Fakat, her yolculuk gibi, bu da beni biraz hüsrana uğrattı. Ama önce, bu yolculuğun başlangıcını anlatayım.
Bir Anlık Karar ve Yolculuk Başlıyor
Eskihisar’a giden o feribot, bana hep özgürlüğü hatırlatmıştır. Kim bilir belki de İstanbul’a geçişin, her zaman simgesel bir anlamı olmuştur. Bütün o karmaşık hislerle, sabahın erken saatlerinde kaybolan trafiğin içinde, kaybolan insanlar arasında tek başıma yürüyordum. Cebimde cüzdanım, biraz umudum, ve tabii ki o her zaman sorulacak bir soru: Eskihisar Topçular feribotu kaç TL 2024’te?
Bir akşam otururken, “Bu yaz feribotla bir gezintiye çıkalım,” dedim kendime. Böyle bir karar, Kayseri’de yaşayan biri için cesurca bir şeydi. Ne kadar kalabalık olursa olsun, feribotlar bana hep bir tür yalnızlık ve huzur sunar. Fakat, şehre adım attığım an, başıma beklenmedik bir olay geldi. Eskihisar’a varmak için öğrendiğim bilgi o kadar sıradandı ki, insan bazen en sıradan şeylerin içinde en büyük hayal kırıklıklarını bulur.
Evet, 2024 yılında feribot ücreti öyle bir şeydi ki… 50 TL! Bu rakamı ilk duyduğumda, gözlerim neredeyse yarım bir göz kırpmasıyla kayboldu. Bir an, o serin feribot rüzgarını, deniz kokusunu hayal etmek yerine, paranın sesini duyuyordum. Bir insanın denize karşı tutkusu, bazen parayla sınırlanacak kadar daralabiliyor. 50 TL, birkaç dakika içinde vapurla geçeceğimiz o yolu hayalini bozan bir rakam gibi geldi. Ama, insan hayal kırıklıklarından büyür değil mi?
Feribota Binerken İçimdeki Çelişki
Gün ilerledikçe, bir şekilde Eskihisar’a vardım. Kalbim hızlı atıyordu, çünkü bu tür gezilerde insan hep bir şeyler bekler; her şeyden önce kendini özgür hissetmek ister. Bütün o yolculuk, feribota binmekle başlıyordu. Biri bana, “Bu kadar para veriyorsun ama sonunda feribotta seni kimse beklemiyor,” dese, ona deli derdim. Ama işte, bu kadar harcanan paranın ardından bile, o yolculuğu hissetmek beni tekrar ve tekrar mutlu ediyordu.
Eskihisar’a varınca, feribottan denize bakarken içimdeki çelişkiler tam anlamıyla yüzeye çıkmıştı. Parayı ve zamanı göz ardı ederek, sadece o anın tadını çıkarmak istedim. Bir yanda 50 TL’nin verdiği hüsran, diğer yanda denizle buluşmanın heyecanı vardı. İnsan bazen, parayı sadece bir geçiş aracı olarak görmek zorunda kalıyor. Ama o geçiş, her zaman hayatın bir parçası. Feribot, sadece o anı yaşamak içindi.
Hayal Kırıklığı ve Beklentilerin Arasında
Bazen, en büyük beklentilerin içindeki hayal kırıklıkları seni daha da güçlü kılar. Eskihisar Topçular feribotunun biletinin 50 TL olduğunu öğrendiğimde hissettiğim o hafif hüsran, belki de her yolculuğun sonundaki küçük hayal kırıklığının normal bir parçasıydı. Ama yine de, o 50 TL’nin beni ne kadar değiştirdiğini düşündüm. Para, bir yolculuk değil; sadece bir aracıydı. O 50 TL’nin ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışırken, aslında kendime, yolculukların her zaman hayal kırıklığıyla karıştığını kabul ediyordum.
Ve sonra, feribotta bir süre yalnız kaldım. Deniz, sessizliğini koruyor, ben ise dünyadan uzak, yalnız başıma her geçen saniyenin tadını çıkarıyordum. Aslında her şey bu kadardı; yolculuk, hayal kırıklığı ve umut. Feribot, bana sadece biraz daha beklemenin, biraz daha umudun anlamını hatırlattı.
Sonuçta Ne Kaldı?
Yolculuk bitip İstanbul’a vardığımda, feribotun bilet fiyatı aklımda hala bir soru işareti gibi duruyordu. Ama sonuçta, hayat bu; bazen bir yolculuk, bazen de bir bilet parası kadar değeri olmayan bir deneyimle dolu olur. O 50 TL’yi ödedikten sonra, eski beklentilerimden farklı bir şey kazandım: bir tür anlayış. Belki de, her yolculuk bir hayal kırıklığıyla başlayıp, bir başka dünyaya açılmakla sona erer.
Öyle ya da böyle, Eskihisar Topçular feribotu hala denize açılan o büyülü yolculuğu temsil ediyor. Ve belki de, hayal kırıklığına uğramadan, özgürlüğün ve denizin tadını çıkaramayız.